“ZİNA İÇİN İZİN VER BANA!” « Karabük Meydan Haber

Karabük Meydan Haber

“ZİNA İÇİN İZİN VER BANA!”

Bu haber 10 Aralık 2019 - 10:42 'de eklendi ve 5.702 kez görüntülendi.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah (cc)’a hamd, Rasûlullah (sav)’e salât u selâm olsun. Tüm Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi ve muhabbeti ile selâmlıyorum.

Aziz milletimizin güveni, istikbal ve ümidi gençliktir. Bu sebeple en önemli ve öncelikli meselemiz de gençliktir. Ancak bugün milletçe istikbalimize dair güven duygumuz zedelenmiş, ümitlerimiz de azalmıştır. Çünkü gençliğimiz kötü alışkanlıkların ve nefsânî arzuların esiri olmuş, post-modern dalganın da etkisiyle milli ve manevi değerlerimize oldukça yabancılaşmıştır. Şu Rabbânî ikaz, bunun nedenini açıklıyor; “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan sizlere düşman olanlar vardır. Onlardan (kendinize düşman etmekten) sakının.” (64/Teğâbün-14) Oysa bizler, bu ilâhi uyarıyı göz ardı ederek gençliğimizin kalbini iman nûruyla doldurmak, akıllarını vahiy ile aydınlatmak, ahlâk meşalesini gönüllerinde tutuşturmak ve onlara sevgiyle yaklaşmak yerine, sürekli gençliğimizden şikâyetçi olduk. Kısacası ne ektiğimize bakmadan ne biçtiğimize baktık.

Eğer milletçe büyük idealler gerçekleştirmek ve hedeflerimize ulaşmak istiyorsak, gençliğimizi İslâm ahlâkı ile yetiştirmekten başka çaremiz kalmamıştır. Eğer bizler; İslâm’ın rahmet tohumlarının dünyanın dört bir tarafına yayılmasında büyük görevler üstlenen Hz. Alilerin, Mus‘ab b. Umeyrlerin, Sultan Alparslanların, Fatih Sultan Mehmed ve daha niceleri gibi büyük dava adamı örnek genç şahsiyetlerin yeniden yetişmesini istiyorsak, karanlığa sövmek yerine bir ışık yakmalıyız. Nitekim yukarıdaki ilahî ikazın devamı; “Ama affeder, hatalarını başlarına kakmaz ve kusurlarını örterseniz, biliniz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.” şeklindedir. Öyleyse öncelikle gençlerimizi kendimize düşman edici tutum ve davranışlarımızdan derhal vazgeçmeli ve onlardan dert yanmak yerine onlara kucak açmalıyız. Başka hiçbir yöntem gençliğimizi bize yaklaştırmayacak, bilakis onların bizden daha da uzaklaşmasına neden olacaktır. Unutmamalı ki; Ağaç eğri ise gölgesi doğru olmaz.

Şu halde üstümüze düşen en büyük görev; hem dünyevî hem de uhrevî istikbalimizin teminatı olacak Beklenen Müslüman Türk Gençliği’ni yetiştirmek için artık vakit kaybetmeden işe koyulmaktır. Geliniz hep birlikte Kur’ân ve Sünnet’in rehberliğinde bir gençlik yetiştirelim…

Bir gençlik ki; Rabbine kulluk için yaratıldığını bilen ve her an O’nunla birlikte olduğunun şuurunda olacak bir gençlik! Bir gençlik ki; Âlemlere rahmet vesilesi olan Sevgili Peygamberimiz (sav)’in yolundan ayrılmayacak bir gençlik! Bir gençlik ki; Birbirlerine sevgi ve saygı duyacak, İslâm karşıtlarının da hidayeti için çaba gösterebilecek bir gençlik! Bir gençlik ki; Dünyadaki geleceğini kurarken, ahiretteki geleceğini ihmal etmeyecek bir gençlik! Bir gençlik ki; Rızkını alın teriyle kazanacak ve tüm haram kazanç yollarının karşısında dimdik durabilecek bir gençlik. Bir gençlik ki; Büyüklerine saygıda kusur etmeyip onların engin tecrübesinden istifadeyi ilke edinecek, küçüklerine de şefkatle davranıp yaşantısıyla onlara örnek olabilecek bir gençlik! Bir gençlik ki; Kalpleri Allah ve Peygamber (sav) sevgisiyle dopdolu, müezzinlerin kurtuluşa çağrısıyla camilerini doldurup taşırabilecek bir gençlik! Bir gençlik… Bir gençlik… Bir gençlik…

Mutlulukla ifade ediyorum ki; Gençlerimizle bir araya geldiğimde, böyle bir gençliğin yetişeceğine dair ümidim artıyor. Yeter ki biz, Rasûlullah (sav)’in şu şefkatiyle gençlerimize yaklaşalım;

Rasûlullah (sav)’e müşrik bir genç getirildi. Tebliğden sonra Müslüman olmasını istediği bu genç;

“-Madem peygambersin, yetkin de var. Zina için izin ver bana! O zaman Müslüman olurum!” dedi.

Oradakiler gencin üstüne yürüdüler. Rasûlullah (sav) onları engelleyip, genci karşısına oturttu. Gence;

“-(Zina edeceğin kadın birinin annesi olabilir.) Sen kendi annenle zina edilmesini hoş karşılar mısın?” diye sordu. Genç;

“-Asla!” diye cevapladı. Rasûlullah (sav);

“-(Zina edeceğin kadın birinin kızı olabilir.) Sen kendi kızınla zina isteğini hoş karşılar mısın?” Genç:

“-Asla!” diye cevapladı. Rasûlullah (sav) aynı soruyu bacısı ve eşi ile ilişkilendirerek de sordu. Genç cevabını yineledi. Bunun üzerine;

“-Hiç kimse anasıyla, kızıyla, bacısıyla, karısıyla zina edilmesini istemez.” (Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma) buyurdu. Sonra elini gencin göğsüne koyan Rasûlullah (sav);

“-Allahım! Bu genci bağışla, kalbini temizle ve namusunu koru!” diye dua etti.

Genç, artık zinadan daha çirkin bir fiil düşünemediğini belirttikten sonra Müslüman oldu.

Pervasızca zina için izin istediğinde Rasûlullah (sav) “-Bu ne terbiyesizlik!” gibi bir tavır koysaydı ve oradaki üstüne yürüdüğünde engellemeseydi, birkaç gün sonra ölen bu delikanlı yediği dayaktan ölecekti. Müşrik olarak öleceği için ahireti de berbat olacaktı. Evet, bu genç birkaç gün sonra da ölmüştü. Ama nasıl?

Cüleybîb adlı bu gencin belli ki artık biyolojik ihtiyaçlarını daha fazla erteleyecek sabrı kalmamıştı. Bu olaydan hemen sonra Rasûlullah (sav) onu evlendirmek için bir Sahâbîye:

“-Kızına talibim.” buyurdu. Kızını kendisi için istediğini zanneden Sahâbî:

“-Bizim için şereftir ya Rasûlallah!” diye sevindi. Rasûlullah (sav), kızını kendisine değil Cüleybîb’e istediğini belirtince, Sahâbî durakladı ve;

“-Annesiyle görüşüp onun da fikrini almam gerekir.” diyerek izin istedi. Efendimiz (sav) doğal hakkı olduğunu belirtti. Sahâbî evine gitti. Kızlarını Rasûlullah (sav)’in istediğini söyleyince hanımı da sevindi. Fakat adam, Rasûlullah (sav)’in kendisi için istemediğini söyleyince kadının sevinci yarıda kaldı. Kim için istediğini sordu. Cüleybîb için istediğini öğrenince;

“-Ne! Cüleybîb mi? Kimler istedi de vermedik. Rasûlullah Cüleybîb’den başkasını bulamamış mı?” diye söylendi. Hanımının da kendi gibi isteksiz olduğunu gören Sahâbî, Rasûlullah (sav)’e kızını Cüleybîb ile evlendiremeyeceklerini bildirmek üzere kalktı. Ailesinin konuşmasını duyan kız aracıyı sordu. Rasûlullah (sav)’in aracılık ettiğini öğrenen genç kız;

“-Rasûlullah beni birine uygun görüyor, siz de bu teklifi reddediyorsunuz öyle mi? O beni kime uygun görüyorsa siz de görün. Rasûlullah benim mutsuz olacağım bir şey yapmaz!” diyerek, başta Rasûlullah (sav) olmak üzere büyüğe saygının zirve örnekliğini gösterdi.

Neticede Rasûlullah (sav) bu iki genci evlendirdi. Birkaç gün sonra yapılan bir gazâda Cüleybîb şehid düştü. Rasûlullah (sav), onu yerde cansız görünce;

“-O bendendir, ben de ondanım.” buyurdu. (Müslim Fedâilü’s-Sahâbe 131, Ahmed b. Hanbel Müsned 3/ 136, 4/422-425, 5/ 256-257)

Demek ki; gençlerimize ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Ya da gençlerimizin de gençler için yol arayıp açmaya çalışanların da yolundan çekileceğiz.

Gençlerimize yaklaşımın örneğini gösteren Rasûlullah (sav)’in bir başka hadisi ile yazımızı bitirelim;

“-And olsun; Allah’ın bir tek kulunu senin vesilenle doğru yola eriştirmesi, senin için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden (tüm dünya ve içindekilerden) daha hayırlıdır.” (Müslim Fedâilü’l-Kur’ân 32)

Vahyin ışığında Nebevi üslupla; gönlü fethedilmiş her Müslüman Türk Genci tüm dünyaya bedeldir..!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.