logo

17 Ekim 2018

Türk Ocakları mensupları zamana ve şartlara göre değişen milliyetçiler değildir!

Gerçekleştirdiği etkinlikler ile sürekli büyüyen, güçlenen ve Karabük’te her kesime ulaşıp bir araya getirmeyi başararak saygın bir yer edinen Türk Ocakları Karabük Şubesi, 10. Yaşını kutluyor. Kırgın ve küskün ayrımı yapmaksızın herkese ulaşmayı başarabilen Türk Ocakları Karabük Şubesi Yönetim Kurulu adına Ocak Başkanı Doç. Dr. Taşkın DENİZ şunları dile getirdi:

Türk Ocakları Karabük Şubesi, kurucu başkanlığını Prof. Dr. Mustafa BOZ’un yaptığı ilk yönetim kurulu ile birlikte 18 Ekim 2008 tarihinde ilimizde faaliyetlerine başlamıştır. Bu vesile ile başta kurucu başkanımız olmak üzere ilk yönetim kurulu üyelerimize azim, kararlılık ve özverileri sebebi ile teşekkür ediyoruz.

Burası Türk Ocağı; Türkün Ocağı, Türklüğün Ocağı yani hepimizin has ocağı. Türk Ocakları, 25 Mart 1912 tarihinde Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu koşullarda kurtuluşu Türk milliyetçiliğinde gören 190 Tıbbiyeli öğrencinin girişimi ile Ahmet AĞAOĞLU, Fuat Sabit AĞACIK, Mehmet Emin YURDAKUL ve Yusuf AKÇURA önderliğinde Genel Merkezi İstanbul’da olmak üzere kurulmuş, daha sonra Genel Merkez Ankara’ya taşınmıştır. Milli Mücadele Dönemi’ne damga vuran ve düzenli ordunun kurulmasında aktif rol oynayarak Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasında ön planda olan Kuvay-i Milliye ruhunun doğması ve akabinde Kuvay-i Milliye Birlikleri’nin kurulmasında öncü rolü, Türk Ocakları’nın Anadolu’nun her yerine yayılmış olan şubeleri oynamıştır. Amblemi, 1926 yılında kabul edilen Büyük Türk Milleti’nin simgesi; BOZKURT’tur. BOZKURT, siyasi bir sembol değil aksine Türk Milleti’nin kadim simgesidir. Tıpkı diğer milletlerin sahip olduğu simgeleri gibi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Bakanlar Kurulu’nun 15 Mayıs 1954 tarih ve 4/3055 Sayılı Kararı ile ‘Kamu Yararına Çalışır Siyaset Üstü Dernek’ kabul edilmiş ve bu öz niteliğinden taviz vermeden varlığını koruyarak 100’e yakın şubesi ile Büyük Türk Milleti’ne hizmet yolunda faaliyetlerini sürdürmektedir. MİLLİ ÜLKÜSÜ (MEFKÛRESİ); Türklüğün yüceltilmesine yönelik TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ’dir. Milli ülküsünü gerçekleştirebilmek için şubeleri aracılığı ile ocak sohbetleri, seminerler, konferanslar ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Türk Ocakları’nın yayım organı, kurucusu Yusuf AKÇURA olan ve 30 Kasım 1911 tarihinde yayım hayatına başlaması sebebi ile Türkiye’nin en eski ve uzun süreli hakemli dergisi TÜRK YURDU’dur. Türk Ocakları ‘Türk’ kelimesi ile kurulan ilk düşünce ve sivil toplum kuruluşlarından biridir.

Türk Ocakları için Türk milliyetçiliği, günlük siyasi çekişmelere alet edilemeyecek kadar derin, sloganlara dayalı söylemlere sığmayacak kadar da engindir. Aksi davranışlar, Türk milliyetçiliğini sığlaştırmaktan ve bölünmesine sebep olarak zarar vermekten öteye gitmez. Türk Ocakları, Büyük Türk Milleti’nin her bir ferdinin yüreğinde bulunan ahlak ve inanç temelli milli duygularını canlandırma ve ön plana çıkarma konusunda gönül kazanma yolunu seçmiştir. HEDEF KİTLEMİZ başta gençlerimiz olmak üzere TÜRK MİLLETİ’NİN TÜMÜ, HEDEF COĞRAFYAMIZ ise dünyanın neresinde tek bir Türk bulunuyorsa orayı da göz önüne alacak şekilde TÜRK DÜNYASI’NIN TAMAMIDIR. Hedeflerimize ulaşma noktasında varlık sebebimiz olan milletimizin temsilcileri tüm anne ve babaları, geleceğimize yöne verecek evlatlarını yetiştirme hususunda Türk Ocakları’na yönlendirme konusunda desteğe çağırıyoruz.  

Hepimizin malumudur ki, son yıllarda aziz milletimizin ve devletimizin yaşadığı sıkıntılar hepimizin ortak değerleri olan vatan – millet – devlet – bayrak ve kültür kavramları konusunda Türk milliyetçiliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Çünkü bu kavramlar ortak değerlerimizdir ve siyaset üstüdür. Hepimiz siyasi çıkarlarımızı ve dünyalık hırslarımızı bir kenara bırakarak bu kavramlara sahip çıkmalı ve bu kavramlar üzerine bir yanı alp diğer yanı eren Türk milliyetçisi nesiller yetiştirmeliyiz. Bunu gerçekleştirirken sloganlara dayalı söylemleri bırakmalı, dünyanın hangi coğrafyasında tek bir Türk bile yaşıyorsa o coğrafyaya ulaşacak akli ve milli projeler ortaya koymalıyız. Büyük Türk milletinin her bir ferdi bunu yapabilecek kudrettedir. Bundan yana şüphemiz yoktur. Çünkü Türk töresi ve imanı gereği feraset ve basiret sahibi kişidir. Türk Hak adına Hakkaniyet yolunda adaletle yürüyendir. Akıl, bilim, liyakat ve istişareyi temel alandır. Zalime karşı mazlumla olandır. Bir elif uğruna zulmün hiçbir türünden yılmayandır. Söz konusu vatanı ve milletine hizmet olduğunda dünyalık menfaatlerinden feragat edebilendir. Edep ve merhamet sahibi olandır. Yeter ki bizler yolumuzu Hak yolu, söylemlerimizi ve davranışlarımızı resulün hadis ve sünnetleri, yöneticiliğimizi ve adaletimizi de binlerce yıllık kadim töremiz bilelim. Şehitlerimizi düşünelim; onlar için her daim dik duralım, başımızı eğmeyelim, yılmayalım, yıkılmayalım. Çünkü biz yıkılırsak, Türk ve İslam coğrafyası da yıkılır. Bu sebepledir ki, gün birlik günüdür. Kırgınlıkları ve küskünlükleri, nefsi çekişmelerimizi bir kenara bırakarak bir ve beraber olma günüdür. Kalp kırma değil, gönül kazanma vaktidir. Sevgi ve saygı, kutlu yolumuzda bizler için birer mum olsun. Bu konuda Türk Ocakları her zaman büyük milletimizin hizmetine hazırdır. Türk Ocakları mensupları zamana ve şartlara göre değişen milliyetçiler değildir. Tarihimizin bize gösterdiği istikametten asla sapmadan ilerlemeye devam edeceğiz. Esen rüzgâra göre değil imanımızın gerektirdiği ve binlerce yıllık kadim tarihimizin gösterdiklerine göre yaşamaya devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki, tarihi ve inancı gereği rüzgâra göre değişim göstermeyen tüm Türk milliyetçileri günümüzde hem kâmil manada demokrasiyi hem de etnik ve mezhebi kışkırtmalara karşı Büyük Türk milletinin birliğini ısrarla savunmaya devam etmektedir. İçerisinde bulunulan durum bu mücadeleyi haklı kılmaktadır.

 

Türkiye içeriden ve dışarıdan bir kuşatmayla karşı karşıya… Yakın geçmişte yapılan hatalar da ortada. Ancak “MİLLÎ MÜCADELE ŞUURUYLA” hareket edersek yaşanmakta olan sıkıntılarımızı en az zararla atlatır ve geleceğe daha ümitle bakabiliriz. Devletin yöneticilerimizin siyasî rekabet ve çekişmeleri bir yana bırakmaları ve bu zorlu süreci siyasi tartışmalara malzeme yapmamaları, söz konusu milli şuura ulaşılması açısından elzemdir. Bu konuda Büyük Türk milletinin feraset ve basiretine güvenmekten bir an bile vazgeçmemeliyiz. Tarihte pek çok badire atlatmış bir milletiz. Uyanık olmak ve asla rehavete kapılmamak lazımdır. 19. ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığımız tarihî tecrübeleri hatırlamalı ve asla unutmamalıyız.

Şükürler olsun ki, 10 yıl önce çıktığımız yolda şehrimizde ulaşamadığımız hiçbir kesim bırakmadan ilerlemeye devam ediyoruz. Sanırım bu durum ocağımızın siyaset üstü duruşuna yakışır şekilde çalıştığını da kanıtlamaktadır. Ocağımızın kuruluşundan bugüne her konuda emeği geçen tüm ocak yönetimlerimize, gençlik kollarımıza, maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyen gönül dostlarımıza ve de saygıdeğer hemşehrilerimize teşekkür ederim. Yüce Allah tüm şehitlerimizden, gazilerimizden ve hepimizden razı olsun, bizleri korusun, yar ve yardımcımız olsun.”

 

Etiketler: » » » » » »
Share
9 kez okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?
Karabük Kız Yurdu