logo

06 Aralık 2018

SOSYAL VE SİYASAL ÇALKANTI

1960 İhtilâli ile birlikte Türkiye’nin sosyal ve siyasî yapısını incelediğimizde, o yıllardan günümüze kadar çok farklı nedenlerle toplumumuzun her alanında, büyük sosyal çalkantılar ve siyasî istikrarsızlıklar içine sürüklendiğimiz olgusu, herkes ve her kesim tarafından kabul edilen bir gerçekliktir.

Bu süre içerisinde kürsü ve sütun gevezeliklerinden bir netice çıkmadığı ve çıkmayacağı yaygın bir kanaat oluşturmuşken, Türk Silâhlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980 harekâtı ile mevcut duruma müdahalede bulunmuştur. Yaşanan olayların doğruluğu yanlışlığı tarih içinde tartışılmaya devam edilecektir. Ülkemiz adına demokrasimizin kökleşip gelişmesi bakımından bu tür müdahaleleri tasvip etmek savunmak mümkün değildir.

1960 lı Yıllardan itibaren Türkiye adeta bir cinnet devri geçirdi diyebiliriz. Bu günkü sosyal ve siyasî gelişmelere baktığımızda, ülkemizdeki bu buhran döneminin halen devam ettiğini söyleyebiliriz. Şartlanmış kafaların, nasırlaşmış kalplerin geleceğimizle ilgili gerçekleri görmesi, zamanla değişmesi kolay değildir. Kolay da olmayacaktır. Zaman ister, emek ister, eğitim ister, bilgi ister. Ayrıca hukuk alanında ciddi tedbirlerle birlikte somut uygulama örnekleri ister.

İletişim ve teknoloji çağı olarak ifade edilen 21. Yüzyılda artık geriye dönüş olmadan daima ileriye doğru yeni yeni hamleleri gerçekleştirme anlayışını topluma kazandırmamız gerekir. Siyasî Partiler, sendikalar, vakıf dernek sivil toplum örgütleri yeniden düzenlenmeli ve yapılandırılmalıdır. Karşılaştığımız siyasî iktisadi sosyal ve kültürel alandaki problemlerimiz, bütün dünyada yükseliş gösteren milliyetçilik şuuru ile ele alınıp yeniden düzenlenmelidir.

Binlerce yıldır tarihî yolculuğuna devam eden ve ebediyen varlığını sürdürme inancı azim ve gayreti ile beka mücadelesini sürdürmekte kararlı olan Türk milleti, bulunduğu coğrafyaya hayat veren bir nehir gibidir. Bir nehir düşünün, yaylalardan, dağ eteklerindeki kaynaklardan beslenerek ırmaklaşır. İlerledikçe büyür. Toprakları ve kayaları yara yara yatağını bulur ve ağır ağır ilerleyerek denizlere ve okyanuslara kavuşur.

Bu ihtişamlı nehrin yatağını değiştirmek, O’ nu ters yönde akıtmak mümkün değildir. Bir müddet yatağı değiştirilse de mutlaka yatağını bulmak için, bentleri yıkacak ve çağlayanlar halinde akacak normal yatağı içerisinde akışına devam edecektir. Türk milletinin millî hafızasını oluşturan, Türk milliyetçiliği fikri ve duygusu milli genlerimizin yapısı içinde zaten mevcuttur. Değişmesi ve değiştirilmesi asla mümkün değildir.

Nehrin önünü kesmek barajlarla etrafını sınırlamak, onun etrafına zarar vermemesi için tedbirler almak normaldir isabetlidir. Hatta açılacak kanallarla verimli sahalara kanalize etmek faydalıdır. Ancak bu nehrin top yekûn yatağını değiştirmek, mümkün değildir. Bir gün gelir duvarlar yıkılır, bentler açılır, barajlar devrilir ve normal akış başlar. Kendini milletin üstünde gören ve ona istediği gömleği giydirmek isteyenler, milleti tekmil manevi değerlerinden hukukundan ve ahlâkından koparmanın mümkün olmadığını yaşayarak görmüşlerdir. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi olarak uygulamaya konulan yeni sistem içerisinde ilk yerel mahallî seçimlere gidiyoruz. Dünyada ve bölgemizdeki gelişmeleri, Ülke olarak karşılaştığımız iç ve dış saldırıları görmezden gelerek sadece siyasî bir anlayış ve Parti politikaları çerçevesinde seçimlere odaklanmak, doğru ve gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Ülkemizin daha fazla zaman kaybına ve beklemeğe tahammülü kalmamıştır.

Türk Milleti büyük bir millettir bu seçimlerde de akl-ı selîm içinde hareket edecek kendisine hizmet edecek olan kadroları seçip göreve getirme kabiliyetini ortaya koyacaktır. CUMHUR İTTİFAKI aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan ile Milliyetçi Hareket Partisi genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli, Türk milletinin geleceğine yönelik siyasî iradelerini ortaya koymuşlardır. Bu konuda inanıyorum ki seçmenler kimin kimlerle işbirliği içinde olduklarını da dikkatle takip etmektedirler.

Hangi beklenti, düşünce ve sâikle olursa olsun, MHP den koparak Cumhur ittifakına karşı duruş sergileyen ve bu gün kendilerini farklı parti ve gruplar içinde, eski MHP li olarak kamu oyuna lânse edenlerle ilgili söyleyebileceğim ; bir şairimizin dediği gibi, “ Mâzi cadı halinde yaşar, öldürülürse. Âti kararır altına mâzi gömülürse.” Belki tarihin bu döneminde âtiyi berrak olarak görememiş ve gerekli hamleyi yapamamışızdır. Ancak mâziye bakıp ağlamak da ciddî düşünen dava adamlarının meşgalesi olamaz. Mâziden hız ve ilham alarak, tam bir birlik ve bütünlük içinde âtiye hamle yapmamız gerekir. Tarihimizden uzaklaşır, ondan gerekli dersleri çıkarıp hız alamazsak, nerede ve hangi konumda bulunursak bulunalım asla âtiye gerekli hamleyi yapamayız. Hayatın gerçeklerine gözümüzü kapatır sırtımızı dönersek, Ülkülerimizi ve hayallerimizi gerçekleştiremeyiz.

Yararlanılan kaynak : Beklenen önder ve ikinci Kuvayı Milliye. S. Sürmen

Etiketler: » » »
Share
194 kez okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?
Karabük Kız Yurdu