“-SEN NEREDEN BİLECEKSİN?” « Karabük Meydan Haber

Karabük Meydan Haber

YAPAY ZEKÂ MI? DOĞAL ZEKÂ MI?

GENEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZARLARI, Manşet

KOPACAKSA KOPSUN KIYAMET..!

GENEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZARLARI, Manşet

“-SEN NEREDEN BİLECEKSİN?”

Bu haber 19 Mayıs 2020 - 12:23 'de eklendi ve 12.271 kez görüntülendi.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’a hamd, Rasûlullah’a salât ederek Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum. Kadir Gecemiz mübarek olsun

Kadir Gecesi demek apaçık bir biçimde “Kur’an Gecesi” demektir. “-Şüphesiz bir onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.” (97/Kadir-1)

Rasûlullah (sav) o geceyi bizzat ve sadece kendisi olduğu halde; “-Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?” (97/Kadir-2) sorusuna niçin muhatap kılınmıştı acaba? O, bizzat şahidi olsa bile asıl mana ve önemini hakkıyla bilen, ancak O’nu o gecenin şahidi kılan Allah’tır ve önemini; “-Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (97/Kadir-3) gibi muhteşem bir ifadeyle anlatmıştır. Maalesef biz onu da aritmetikle anlamaya çalıştık. 1000 ay 83 yıla tekabül etse de ayetin anlamı “Kadir gecesi 83 yıldan daha hayırlıdır.” (!) demek değildir. Öyle olsaydı “-Bin ay” yerine “83 yıl” denirdi!

Peki, nedir bu 1000 ay?

Klasik Arapçada en büyük sayı 1000’dir. Milyon’un Araplarda kullanımı eski değildir. Eskiden milyon yerine “Elfü elf” (bin kere bin)  kullanılırdı. Rasûlullah (sav)’e salât ifadelerinden birisinin “Elfü Elfi salâtin ve selâmin aleyke yâ Rasûlillah” olduğu malumdur. 1001 “sayıyla ifade edilemeyecek olan sonsuzluğu” ifade eden sembolik bir rakamdı. Öyleyse “-Bin aydan hayırlı” ifadesi; “Kadir gecesinin değerinin sınırı yoktur, değeri sonsuzdur!” demektir. Ana kaynaklarda 83 yıl geçmez. Hiçbir Sahabe 83 yıl dememiştir. Yani; 83 yıl demek Kadir Gecesi’nin değerine sınır koymak demektir, hem de çok dar bir sınır!

Peki, Kadir Gecesi’nin kadrinin bu denli fevkalâde oluşu nedendir?

Ne ilk ne de bu gece dâhil 1454 yıldır hiçbir Kadir Gecesi’nde güneş doğudan batmadı! Tek kelimeyle bu geceye kadrini veren insanlığın Kur’an’la muhatap kılınmasıydı. İşte “-Sen nereden bileceksin?” diye Allah, Peygamberine muhatabı kılındığı vahyin kıyamete kadarki tüm zamanların en büyük inkılap olduğunun bilincine varmasını da ancak kendisinin sağlayabileceği bir muazzam olay olduğunu idrak etmesini dilemişti.

İnsanın sahte ilahların kölesi olmaktan kurtulup özgürleşmesi ancak Kur’an’la mümkündür. Zira bu Kur’an; hakkıyla inanıp amel edenleri kullara kulluktan kurtarır ve yalnız Yaratana kul eder! Rasûlullah (sav)’i öldürmek isteyen Ömer’i, Hz. Ömerü’l-Fârûk (r)’a dönüştüren de bu kulluk bilinciydi… Kadını doğar doğmaz baba eliyle diri diri toprağa gömülmekten, şehevî ve ticarî sömürü aracı olmaktan kurtaran, hayata İslam’ı hâkim kılan mücahitler yetiştirdiği için ayaklarının altına cennet konmuş analara dönüştüren de bu ruhtu…

Bizse tüm bunları idrakten aciziz. Zira Milli Şairimiz’in; “Ya açar Nazm-ı Celîl’in, bakarız yaprağına, Yahud üfler geçeriz bir ölünün toprağına!” dediği gibi; mevlid nameleri arasına sıkıştırılarak okunan Kur’an’ın değeri nasıl anlaşılabilir ki? Oysa Allah, üstelik de Yâsin’de Kur’an’ın “-Yaşayanları uyarmak için…” (70) gönderildiğini ifade buyurmuştu.

Kur’an dinlerken ağlayan birine; “Dinlediğin ayetler kapitalizmin sömürü aracı faizi haram kılıyor.” dendiğinde; “Bu zamanda faizden başka çare yok!” diyorsa, her yıl 83 defa Kadir Gecesi’nde Kâbe’de hatim indirse Kur’an’ı anlamamış demektir.

“-Rablerinin izniyle yeryüzüne inen Melekler” (97/Kadir-4) bu gece; “Ancak benim mezhebimden olanlar kardeştir.” zihniyetiyle din kardeşini küçümseyen, dışlayan hatta “Allahu Ekber” diye diye öldürenlerin hangi “-İşlerini selamete çıkarırlar!” ki?

Kadir Gecesi’nde bol bol kaza namazı kılıp başka bir şey yapmaya gerek olmadığını” söyleyenler de, sıfatları ne olursa olsun bu gecenin kadrini anlamaktan aciz olduklarından, anlatmaktan da acizdirler.

Niye mi?

Ashâb-ı Kirâm ilk 15 Kadir Gecesi’nin gündüzünü oruçlu geçirmedi. Çünkü Kur’an’ın inmeye başladığı 610 yılıyla orucun farz kılındığı 625 yılının Kadir Geceleri arasında 15 yıl var. Namazlarını cihad ederken bile terk etmeyen bir nesil oldukları için hayatları boyunca yaşadıkları hiçbir Kadir Gecesi’ni kaza namazıyla da geçirmediler. “Camide tevbe eder, bir günlük kaza namazıyla da 83 yıllık borcumuzu kapatır, sabaha tertemiz çıkarız!” diye düşünen her kim varsa Kadir Gecesi’ni gereği gibi kavrayamamış demektir.

Kadir Gecesi elbette bedensel ibadetlerin de sonsuz sevaplar kazandırdığı bir gecedir. Ancak ötesine geçilmesi gerekir. Hem nefsimizi hem de yaşadığımız sosyal hayatı her yönüyle Kur’an’ı ölçü alarak yargılayıp gözden geçirme ve “Geleceğimizi Kur’an’la nasıl inşa edebiliriz?” diye düşünme gecesidir. Kısacası Kadir Gecesi hem bedensel ibadet, hem de daha çok “zihinsel ibadet” yani tefekkür gecesidir.

Ne mutlu “-Fecr vaktine kadar esenlik olan” (97/Kadir-5) bu gecenin kıymetini bilenlere! Rabbimiz Kadir Gecesi’ni suni teneffüsle yaşamaya mahkûm edilmiş ruhlarımızın yeniden dirilişine ve kadrimizin yücelişine vesile eylesin inşaallah!

Şimdi asıl cevap verilmesi gereken soruyla bitirelim: Rasûlullah (sav) ve Ashâb-ı Kirâm kıyamete kadar tüm zamanlardan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nde ne yapıyorlardı?

19 Mayıs 1919; emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşının başlangıcının 101. yıldönümü başta gençliğimiz olmak üzere tüm Aziz milletimiz hakkında hayırlara vesile olsun. Gazi Mustafa Kemal ve tüm Gazilerimizi yâd ederek, Rabbimden tüm Aziz Şehitlerimize rahmet diliyorum.

 

19 Mayıs 2020 Salı

İrfan BAYIN

Karabük İl Müftülüğü Vaizi

 

İletişim; http://www.irfanbayin.com.tr/

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.