logo

S. Ümit Çetinkaya yazdı.. “Ücretli Öğretmen Diasporası”

Diaspora: Bir kopuntuyu ifade eder Türk Dil Kurumu’nun ifadesiyle. Hayattan kopmak ne demektir bilir misiniz? Hele hayattan kopmak ne acıdır değil mi? Diaspora genel olarak: “Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu” şeklinde ifade edilir. Şimdi siz bana neyin diasporasından bahsediyor diye soracaksınız değil mi? Evet bahsettiğim konu taşeronluğun ta kendisi.

Yıllardır kamuda hizmet alımı bazı mesleklerde taşeronluk yöntemiyle yapılıyordu. Çok güzel bir uygulamayla; hak ettikleri şekilde, kamuda taşeron olarak çalışanların hepsi bildiğiniz gibi kadrolu olarak çalışacaklar bundan sonra. Sadece asıl iş yapan taşeron işçiler değil de; yardımcı işlerde çalışan emekçiler de kadroya kademeli olarak alınacaklar.

Sevgili okurlarım, gelelim sadede, başlıktaki konumuza: Kamuda hizmet alımına benzer şekilde (taşeron gibi) çalıştırılıp da unutulan bir kesimden bahsetmek istiyorum: Söz konusu kesim; ücretli öğretmenler ve onların bir nevi diasporası.

Sizler ücretli öğretmenlerin bir ücret mukabilinde çalıştıklarını mı sanıyorsunuz hala? Maalesef, esef verici bir şekilde, onlar herhangi bir ücreti, hatta asgari ücreti bile hak etmiyorlar (!) ülkemizde. Sadece, girdikleri ders sayısı kadar para alabiliyorlar.

Evet, onların istekleri sadece sabit bir ücret alabilmek. Bu da gayet meşru bir istek gibi görünüyor onlar için.

Bize de ücretli öğretmenlerin sesi olmak düşüyor:

Geçen dönemde; kadrolu öğretmenlerin ek ders ücretleri ile ilgili, özel eğitim, cezaevleri ve sınavlara yönelik takviye kursları öğretmenleri için bir iyileştirme yapıldı biliyorsunuz.

Ayrıca; MEB bünyesinde çalışan kadrolu öğretmenler, 15 saat zorunlu derse girerek maaşlarını da tam olarak alabilmektedirler.

Oysa: Ek ders ücreti karşılığı çalışan; ücretli öğretmen ya da usta öğreticilerin, (haftalık 20 saat derse girseler dahi) aldıkları ücret, kadrolu bir öğretmenin ek dersi kadar bile değil maalesef.

Ücretli öğretmenlerin yetkililerden istekleriyse: Ek ders ücreti karşılığı çalışan ücretli öğretmen/usta öğreticilerin de benzer şekilde 20 saat ders karşılığında sigortalarının tam yatırılması ve minimum asgari ücret alabilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmasıdır. Eğer bu ücretli öğretmen hele haftada 40 saat derse girip, asgari ücret bile alamıyorsa, bu istek onların en temel haklarıdır değil mi? Bu en temel hakkın, mevzuatlarda değişiklik yapılarak faaliyete geçirilmesi ise onlara bir lütuf olmasa gerek.

Gelişmiş toplumlarda öğretmene verilen değer giderek artarken; ülkemizde, öğretmen şikayet hatları kurularak öğretmenler; rencide edilecek şekilde zor durumda bırakılmakta ve her an şikayet edilirim korkusuyla yaşamaktadır.

Sevgili okurlarım; siz hiç polisin ücretlisini, askerin ücretlisini, doktorun ücretlisini gördünüz mü? Ya da böyle bir şey var mı ülkemizde?

Yazımı, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle bitirmek istiyorum: “Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.”

Sizce, asgari ücrete bile layık görülmeyen ücretli öğretmen; nasıl bir eser bırakabilir? Zaten kendisi bir kopuntu (diaspora).

Öğretmenlerimize saygıyla…

 

Etiketler: » » » » » »
Share
27 kez okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?
Karabük Kız Yurdu