logo

KBÜ’de Yapılan 20. Akademik Bilişim Konferansı’nın Ardından..

Öncelikle sözlerime başlarken bu konferans zincirinin bana çok faydası olduğunu ve çok istifade ettiğimi belirtmek isterim. Konferanslara, seminer ve bildirilere ülkemizin çeşitli illerinden katılım olduğunu gördüm. Mesela: Ağrı’dan gelenler, Konya’dan gelenler, Ankara Bilkent Üniversitesi’nden gelenler, Sakarya Üniversitesi’nden gelenler vardı.

  1. Akademik Bilişim Konferansı 27 Ocak 2018 tarihinde eğitimlerle start verdi. Konferanslar bölümü ise 31 Ocak 2018 Çarşamba saat 09.30’da Mühendislik Fakültesinde başladı. TÜBİTAK-Ulakbim ve İnternet Teknolojileri Derneği’nin desteğinde her yıl farklı bir üniversitede düzenlenen ve bu yıl Karabük Üniversitemizin ev sahipliğini yaptığı Akademik Bilişim 2018 Konferansı’nın açılışına Karabük Valisi Kemal Çeber, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, protokol üyeleri, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden akademisyenler, daire başkanları, bilişim uzmanları ve öğrenciler katıldı.

Ben açılış kokteyline yetişip kahvaltımı meyve suyu ve kurabiyelerle yaptım. 12 gibi konferans salonundaki sunumlara başlandı.

Aynı anda, bir konferans salonunda, iki, üç, dört, beş salonda daha sunumlar yapıldığı için ben sizlere sadece katılabildiklerimi anlatmaya çalışacağım.

İlk sunum Konferans salonunda CISCO firmasından gelen arkadaşlarla başladı. Sonra onun ardından FUJITSU sunumunu izledik pürdikkatle.

Öğle yemeğinin ardından Sakarya Üniversitesi’nden değerli hocalarımız Ali Ekrem Özkul, Ümit Kocabıçak, C. Hakan Aydın, Sadi Seferoğlu, Mesut Aydemir, “Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm” konulu paneli gerçekleştirdi. Gelelim içerik olarak neler vardı: Sanırım Ümit Hoca’ydı:

“Teknoloji kelime kökeni olarak nerden geliyor?” sorusu soruldu. Latince “Tekne” den geliyormuş. O da uygulama bilimi demekmiş. “Shaping of the university of the future” yazısı yansıda görüldü. Yani, geleceğin üniversitesinin şekillenmesi. Sakarya Üniversitesi’ndeki öğrenci sayısını 118 bin olduğunu ODTÜ ile karşılaştırarak verdi. ODTÜ’de bu sayı 18 bindir. Akreditasyon konusunu çok iyi açıkladı. Almanların bir sözü dikkatimi çekti: “Sadece aptallar kağıt toplar”. Bu sözü şununla destekledi; öğrencilerin tüm sınav kağıtlarının kırtasiye açısından aşırı hacimli olduğundan yakındı. Bunu da teknolojiyle çözdüklerini söyledi. Meğerse tüm sınav kağıtlarını scannerdan tarattırıp her şeyi dijitalleştirdiklerini anlattı. Endüstri 4.0’la gelen “Smart Üniversite “ kavramını nasıl gerçekleştirebilirize değindi. Bu kavramı desteklemek için SABİS’ i (Sakarya Üniversitesi Akademik Bilgi Sistemi) örnek verdi. Bu arada tüm bunları projeksiyonla sunuyla da gösterdi. Ben hayran kaldım. Tüm ayrıntıları düşünmüşler. Hatta kendi tarzlarını oturtmuşlar öğrenci notlandırmada. PUKO döngüsünü hatırlatarak, “ölçemezsen bilemezsin, bilemezsen yönetemezsin.” sözünü söyledi. Kurumsal ve program akreditasyonundan bahsetti.

Sonra Hacettepe Üniversitesi BÖTE (Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü) ‘den Prof. Dr. Süleyman Sadi Seferoğlu Hocamız sunumuna geçti. Bu konferansın, kıymetli Doç. Dr. Mustafa Akgül Hocamız anısına yapıldığını hatırlattı. Hocamızı rahmetle anmış olalım. Mobil bağımlılık ile alışkanlıklarda değişimler olduğunu ve öz çekim kavramının buna bir örnek olduğunu söyledi. Dijitalleşen dünyayla birlikte dijital çöplük kavramının ortaya çıktığını ve her şeyin internette kayıt altında olduğunu açıkladı. Buna Dijital Footprint (Dijital Ayak izi) deniyor ve bütün işlemleriniz kayıt altına alınıyor. “How deep is your dijital footprint?” derken internette ne kadar arkada iz bırakıyoruz çok ilgimi çekti. Bu arada ilginç bir soru sordu: “Think before you post online.” Yani; online bir şey paylaşırken önce düşün.” ICloud depolamayı buna iliştirdi. (IoT- Internet of Things) nesnelerin interneti kavramından, Computational Thinking – bilgi işlemsel düşünmeye geçti. Veri Madenciliği’nden de bahsederek sunumunu bitirdi.

Mesut Aydemir Hoca’nın canlı anket yapması çok hoşuma gitti. Sunum yaptığı perdeden OR kodla herkes kodu uzaktan okuttu ve DirectPool.com voting adlı siteden yararlandı. Müthişti.

Konferansın sonunda ben de bir soru sordum. Sorum: “Ortaokul ve lise öğrencilerinin portfolyo ve bilgi doküman sistemi olamaz mı? “ konusuydu.

Kahve molasının ardından konferans salonunda TECPRO firması tarafından “EPSON Video Projektörler ve Zebra barkod yazıcılar” konulu sunum yapıldı. Katılımcılardan birine Epson X27 model video projeksiyon makinası hediye edildi. Çekilişte İzmir’den gelen bir grup çıktı.

Salon-A’daki “Bilimsel İletişimde Sahtelikler ve Ötesi” konulu panele geçtim sonra. Bu panelde bildiri yayınlanmasını kabul eden sahte siteleri, orijinallerinden nasıl ayırırız konuşuldu. Sahte makale dergileri farkındalığı açıklandı. İlginç ve bilmediğim bir konuydu. Teşekkürler gençler.

18’e 5 kala çıktım Mühendislik Fakültesi’nden. Ve otostopuma duran kişi de kimmiş biliyor musunuz? Son kısımda Salon-B’de “Büyük veri metodolojileri ile gerçek zamanlı tıklama analizi” konulu bildiriyi yapmış olan ve Eskişehir’den gelen Yükselen Berk Ardıçtı. Ona da Safranbolu’muzu mutlaka gezmelerini ve görmelerini tavsiye ettim. Saat 18 otobüsüyle evime döndüm.

01 Şubat Perşembe günü sabahtan firma sunumları oldu. Bunlar önce BT Eğitim firması idi. Bu firmanın ilerleyen aylarda yapılacak olan siber güvenlik online eğitimine katılacağım. Sonra UTARİT Firmasının sırası geldi. Sunum başlığı “Kampüs Kart Sistemleri” idi. Yine çekilişle katılımcılara UTARİT paketi hediye edildi.

Salon-C de yapılan ikinci bildiriye katıldım. Başlık: “Endüstri 4.0’a uyum sürecinde açık kaynak kodlu kurumsal kaynak planlama sistemleri: Odoo Community Örneği.” idi. Odoo Comunity ve Odoo Enterprise sürümünün olduğunu ve bildiğimiz Toyota’nın veri tabanı olarak bu Odoo’yu kullandığını söyledi.

Geldik kahve molasından sonra konferans salonunda gerçekleşen firma sunumlarına. Önce, ADVANCITY firması “ASOS–Sınav organizasyon sistemi” başlığı altında sunumunu yaptı.

Bunun ardından DATA PROSES firmasının sunum başlığı: “AVIGILON- IP güvenlik Kamerası Çözümleri, Appearance Search Teknoloji” idi. En çok da ilgimi çeken ve hayretler içinde kaldığım konuysa, kameraların neler yapabildiği ve bu kameraların nasıl görüntü kaydettiğiydi. Özellikle termal kameralar neler yapabiliyormuş. Meğerse güvenlik için neler yapılabiliyormuş. MOBESE teknolojisinin gelecek 5 yılda hangi noktaya gelebileceğini tahmin edebiliyordum artık. Bu arada DATA PROSES’in sunumu saat 14 te oldu. Kaçırılmaması gereken bir sunumdu.

Bu arada Salon-D de yapılan “Sadece 2 saatte Libre Office” konulu semineri kaçırmış oldum. Keşke fırsat olsaydı.

AVIGILON firmasından sonra, konferans salonunda Adli Bilişim uzmanı Murat Demirci Bey’in YÖNSİS firması adına sunum yaptığı “5651 sayılı kanunla ilgili loglama kayıtları” konulu sunumu izledik. Bu sunumdan sonra herkese bluetooth fare hediye edildi.

Oradan Salon-B de “Artırılmış gerçeklik montaj ve bakım uygulamalarında el tanıma teknolojisi ile etkileşim çalışmaları” konulu bildiriyi dinledik.

Saat 16 kahve molasından sonra 16.30 da TÜBİTAK BİLGEM ‘den gelen arkadaşların verdiği seminere geçtik. “Bulut bilişim ve büyük veri araştırma laboratuvarı B3LAB tanıtımı” nı izledik. https kavramındaki s’nin ne olduğu soruldu. Tabi ki de “Security”. Diğer bir seminer konusu ise; “KurumNet güvenli kurumsal mesajlaşma sistemi” idi. Burada da KurumNet tanıtıldı. Önce isim bulunamadığı için basitçe KurumNet dendiği söylendi. BİLGEM’den geldiklerini zaten söylemiştim. SMTP-(Simple Mail Transfer Protocol) konusuna değinildi ve “MAMSİS yönetici mail sistemi” konuşuldu. KEP – (Kayıtlı elektronik posta) örneği verildi.

Bu arada Salon-D’de gerçekleştirilen “Akademik Bulut Depolama Sistemi hizmetleri projesi tanıtımı”’nı ve “ULAKBİM Akademik Bulut Hizmetleri” konulu semineri kaçırmış oldum.

02 Şubat 2018 Cuma

Sabahtan programlara katılamadım. Cumayı Üniversite Camii’nde kılıp, saat 14’te başlayan Salon-D deki “Sonraki Devrim- Kripto Finans” konulu Bilkent’ten gelen Engür Rıza Pişirici Hoca’nın semineri çok verimli geçti. ODTÜ Fizik’te de okuyormuş. Bitcoin kavramı ve Blok zincir kavramlarına değindi. Bilkent’ten Murat Yıldırım ve Ömer Hoca’yla orda tanıştık. “Bitcoin nedir?” i anlamakla başladık.  Daha önce Finansal önbilgi olarak Money ve Currency” (Emtia) kavramını sordu. Tuz’un bir zamanlar “Salary” olduğuna değindi. Kripto finans, kripto para vs. vs. Paranın sanallığı, sanal olması, paranın verdiği ümidi ve onunla güvende olmak ya da güvende hissetmek, İnternet- önceki devir. “Hak”ın çoğulu hukukun sonradan geldiği, milli bir bitcoin olmalı mı? Bir zamanlar 90’larda internet hızının 64 KBit olduğu, X-Y-Z jenerasyonları konularından bahsetti ve Y jenerasyonunun kazanacağını söyledi. Diğer değinilen konuları başlıklar halinde yazıyorum:

  • Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
  • Açlık -tokluk ilişkisi
  • Odaklanma sorununa ilginç bir örnek verdi. 100 yıl önceki bir insanın hayatında karşılaştığı uyarıcı sayısına, şimdi günümüzde insanların 1 günde maruz kaldığını söyledi.
  • Bu arada radyodan çok bahsetti. Sanırım; iyi bir radyo dinleyicisi izlenimi verdi bana.
  • Dezenformasyon
  • Ağaç yaşken eğilir.
  • Önceki devrim
  • İnternet nedir? Nasıl çalışıyor?
  • Toplu kabulleniş
  • Alan adı satın almak mı? Böyle bir şey yok!
  • IANA->ICANN transferi
  • Google Eski CEO’suint Eric Schmidt’in bir sözünü belirtti. Bu söz şöyle: “Internet is the first thing that humanity has built and that humanity does not understand.” Yani: ‘İnternet insanlığın inşa ettiği ilk şey ve o insanlığın anlamadığı şey’dir.
  • Anarchy
  • Sayısal kriptografi:

1919-

1932- PCB Enigma

1938- Bomba

1940- Alan Turing- Bombe

  • ECB Mode Penguin

Sonra şöyle bir soru sordu: “Bir dosyayı önce sıkıştırıp, sonra şifreleyip mi gönderirsiniz, yoksa önce şifreleyip, sonra sıkıştırıp gönderirsiniz?” Bu soruya ben de cevap olarak birinci şıkkı verdim ama bir dinleyicinin verdiği cevap çok hoşuma gitti. Şöyle: “Bir kağıdı küçük bir kutuya sığdıramazsınız, ama o kağıdı buruşturup yani sıkıştırıp kutuya yerleştirebilirsiniz.

Sonra Engür Bey çantasından bir beyzbol sopası çıkarttı. Üstünde birkaç kelime yazıyordu: “Şifre mi, Parola mı?” Facebook, mesela; kullanıcı adı ve parola kelimelerini kullanıyor. Bankalar ise şifre sözcüğünü kullanmaktalar. Doğru kelime parolaymış. Şifrenin de kelime olarak Arapça cebirden geldiğini ifade etti. “Şifre”nin İtalyanca ve Fransızca’da kullanıldığını söyledi. Sonra benim de derslerimde anlattığım “Data, Information, Knowledge, Wisdom“ kavramlarının piramidine değindi. Başlıklar devam ediyor:

  • HTTPS- LFSR ile ilgilenen var mı sorusunu sordu.
  • Burası ilginç: “Okuyup anladığını değil, okuyup anlamadığını sor.” cümlesinde ısrar etti.
  • “Kripto kediler”, ”Kripto collectable” kavramını açıklarken, “aranızda hiç koleksiyon yapan oldu mu?” diye sordu.

Kısa bir aradan sonra Salon-D de seminerimiz devam etti.

  • f(x)=4 fonksiyonunun özet fonksiyon olup olmadığını sordu.
  • Criptographic hash function
  • Bitcoin network data
  • “Veri tabanıyla ilgili olan ve ders almış olan var mı?” sorusunu sorarak, “Transaction” kavramına değindi.
  • Eskiden 90’lı yıllarda internet ses hattı üzerinden taşınırken, şimdi ise sesin internetten üzerinden taşındığını söyledi.
  • Cepte birden fazla bilgisayar var.
  • İngiltere’de hukukçuların maaş almadığını, masraflarını yazıp bunu Birleşik Krallığın ödediğine değindi.

En son dinleyiciler arasından Ömer Hoca, -O da Bilkent’ten- “Rastgelelik nedir? diye sormak istiyorum.” dedi. Sonra da kendisi açıklama yaptı. “Rastgeleliğin tanımı olsaydı, kendisi olmazdı.”

Engür Hoca’nın sunumu bitince yine aynı Salon-D’de yapılan farklı iki seminere daha katıldım.

Bunlardan ilki “Linux Altyapı/Tesisat: PAM Alt sistemi” konuluydu. Bu sunumu TÜBİTAK PARDUS’ tan Emel Şimşek yaptı. Öncelikle PARDUS’ un tabanından bahsetti. PAM (Pluggable Authentication Modules) zaten konusuydu. Sırasıyla şunlardan da bahsetti.

  • Kimlik Doğrulama
  • Authentication ya da Authorization
  • Merkezi kullanıcı doğrulama
  • PAM katmanları
  • PAM framework

Sonrasında son sunumu yine TÜBİTAK PARDUS’tan Ömer Çakmak Bey yaptı. Konu: “Next Cloud’da LibreOffice Online” idi. Başlıklar şu şekilde:

  • Öncelikle “NextCloud” bir bulut sistemi
  • LibreOffice online
  • LDAP ile entegre
  • Web arayüze sahip
  • Collabora Online
  • Libre Office dosya türlerini destekler
  • Dosya üzerinde birden fazla kullanıcı değişiklik yapabilir.
  • Şirket içeresinde internet olmadan da kullanılabilir.

Uzun olmadı sanırım.

Ayrıca çok özel insanlarla da tanıştım. Bunlardan en ilginci Panasonic Ankara’dan gelen adaşım Ümit Cenik idi. Ümit Bey benim yaka kartımdan ismimi görmüş ve ‘adaşım naber?’ demişti. Ayrıca, ‘benim babamın adı da Satılmış’ deyince, ben hiç sormadan teşhisi koydum. ‘Nerelisin, sanırım İç Anadolulusun’ dedim; doğru tahmin! Yozgat Akdağmadeni’ndenim dedi. İlginç tevafuk da benim adımın da Satılmış Ümit olmasıydı.

Bir de kitap stantlarının olması da güzeldi. % 40 indirim vardı. Ben de iki kitap aldım. Birisi; Bilinçaltı Reklamcılık, diğeri ise Siber Güvenlik ile alakalıydı.

Son olarak; bu olayı, programı, güzelliği düzenleyen herkese çok teşekkür ederim.

Görüşmek üzere…

 

 

Etiketler: » » »
Share
635 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?
Karabük Kız Yurdu