logo

EMPERYALİST KUŞATMA

İnsanlık tarihinin geçmişinden günümüze baktığımızda, ortaya çıkan kültür ve medeniyet değerleri ni araştırıp tahlil ettiğimizde görüyoruz ki, akıl ve beş duyumuz kadar etkili olan diğer bir bilgi kaynağı da sezgilerimizdir. Bazı İslâm toplumlarının buna, İlham ve vahiy dediklerine de rastlıyoruz.

İnsanın bilgi edinmesinde bilgiyi kullanmasında duyularımız önemli bir yer tutar. Ancak her insanda var olan bu beş duyumuzun da bir alt ve üst sınırı vardır. Yani beş duyumuzla bütün olayları ve oluş sebeplerini kavrayamayız. Bu noktada akıl devreye girer, beş duyunun hata ve kusurlarını gidermeye çalışır.

Lûgat manasıyla faydacılık anlamına gelen Pragmatizm, her düşünce ve inanç sisteminde olduğu gibi zamanla yozlaştırılarak, çirkinleştirilip kabalaştırılarak materyalizme dönüştürülmüştür. Materyalist felsefenin insanlığı ne hale getirdiğini, insanlıktan ve insanî değerlerden nasıl uzaklaştırdığını, bilgi çağı denilen günümüzde, bütün insanlık olarak hep beraber yaşayıp görmekteyiz. Tarihi gelişimine baktığımızda Materyalizm, günümüzde kendine has bir insan tipi meydana getirmiştir. Gerçekten de bu felsefeyi hayat tarzı haline getiren insanlar, kendilerini her türlü inanç, kültür ve manevi değerlerden azade olduklarına inanarak, kendilerine haz ve mutluluk veren her şeyin doğru ve güzel olduğunu kabul etmektedirler.

Onlara göre yaşama savaşı ve ortak insani değerler tamamen bir maddi çıkar kavgasından ibarettir. Kısaca her türlü idealizm boş bir hayaldir. Din ahlâk hukuk, estetik, güzel sanatlar, siyaset, tefekkür tamamen maddi çıkar kavgalarından kaynaklanan maskelerdir. Yine onlar için insanın değeri sahip olduğu iktisadi gücü kadardır. Bu gün iktisadi güce dayalı bir anlayışla dünya egemenliği peşinde koşan başta ABD olmak üzere Emperyalist güç odakları, dünyamızı ve insanlık alemini ateş çemberi içinde yakıp kavurmaktadırlar. Bundan en büyük zararı Türk İslâm alemi görmektedir. Türk ve İslâm dünyasında güçlü siyaset sosyologları ve kadroları yetiştiremediğimiz için, sağlıklı bir tahlili de yapılamamıştır.

Ülke yönetimi ile ilgili olarak demokrasimizin geliştirilmesi temelinde, oy ve seçim mücadelesi veren siyasi partiler ve kadroların dünyadaki gelişim ve değişimi iyi okuyup değerlendirmeleri gerekir. Aksi halde başarılı olmak mümkün değildir. Bir de işin perde arkasına baktığımızda, bilhassa geri kalmış ve kalkınmakta olan ülkelerin yönetimlerini oluşturan, biçim ve yön veren süper güçlerden, uluslararası şirketlerden bankalardan, localardan, lobilerden, STK, vakıf ve dernek ismi altında yıkıcı bölücü faaliyette bulunan besleme kuruluşlardan, yetişen nesillerimizi haberdar etmeliyiz. Millî yapımızı tahkim etmeli, mutlak surette millî dengeyi oluşturmalıyız.

Bütün dünyada 21. Yüzyılın süper gücü olacağı ifade edilen ülkemizde, ortaya çıkan olaylar yaşanan hadiseler, Türkiye’ nin bölgesinde ve dünyada lider ülke olma yolunun kesilmesi amacını taşımaktadır. Millet olarak tarihte pek çok kuşatılma süreci yaşadık. Zaferlerimiz olduğu kadar mağlûbiyetlerimiz de oldu. Bu tarihi süreçlere baktığımızda , kuşatılmanın, her dönem iki yönde gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Biri coğrafi alan kuşatması diğeri ise zihni ve kültürel kuşatmadır.

Coğrafi alan kuşatmaları ve çevirmeler topraklarımızın işgaline kaybına, elimizden çıkmasına sebep olmakla birlikte, kaybettiğimiz toprakları yeniden elde etme süreçlerini de yaşadık. Bu gün adına kültür Emperyalizmi dediğimiz zihnî ve kültürel kuşatma ise, coğrafi kuşatmadan çok daha farklı ve tehlikeli bir olgudur. Zihinsel ve kültürel kuşatma tamamen insan varlığımızın ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Millet varlığımızın sona erdirilmesi amacı gütmektedir. Özellikle İngiliz ve Fransızların 19. Yüzyılda uyguladıkları sömürge politikalarına baktığımızda, Afrika, Asya ve Amerika kıtasında insanlara nasıl bir zihni kuşatma politikası uygulayarak sömürgeleştirdikleri görülebilir.

Her ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları vardır. Yeraltı kaynakları iktisadi gelişme için ne kadar önemli ise, yerüstü kaynağı olarak insan hepsinden daha değerli ve önemlidir. İç ve dış faktörlerin etkisi ile, bizim yerüstü kaynaklarımızın her gün daha çok sömürülüp yok edildiğine şahit olmaktayız. Zihinsel ve kültürel kuşatmanın kuralları ve şartlarının, bir milleti, bir ülkeyi ne hale getirebileceğini 15 Temmuz hadisesi göstermiştir. Her alanda görmeye başladığımız zihinsel kuşatma zincirlerinden kurtulamadığımız sürece, doğudan batıdan, güneyden kuzeyden gelerek ülkemizi çevreleyen coğrafi kuşatmadan kurtulmamız hiç de kolay olmayacaktır. Öncelik ve aciliyet yetişmekte olan nesillerimizdedir. Gençliğimizi zihni kuşatılmışlıktan, kültür emperyalizmin etkilerinden korumamız ve kurtarmamız, millet ve devlet varlığımız, ülke bütünlüğümüz için hayati derecede önemlidir. Bu da ancak sözü ile değil özlü ile millî olan bir maarif sisteminin kurulması ile mümkündür.

ABD ikiz kulelerinin vurulmasıyla birlikte kaos düzeni sahipleri, bölgeyi karıştırmak ve Orta doğuyu, İslâm coğrafyasını kan ve göz yaşında boğmak için geri geldiler. Ancak önlerinde en büyük engel Türkiye. Ülkemizi karıştırıp iç savaşa sürüklemek isteyenler, işbirlikçi hainlerle ortak hareket etmektedirler. Kısaca Türkiye’ nin karşı karşıya olduğu savaş, kim ne derse desin, Hristiyan Haçlı zihniyeti ile birlikte hareket eden, Siyonist Yahudi zihniyetinin savaşıdır. Allah’ ın izni ve inayetiyle, Türk Milleti birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleyi kazanacaktır. Siyaset de siyasetçi de gelip geçicidir. Dünyadaki gelişmelerin ve yaşanan hadiselerin ülkemize olan etkilerini, hissî ve siyasî anlayış ve yaklaşımların ötesinde, millî, ilmî ve İslâmî çerçevede değerlendirmenin daha uygun ve önemli olduğunu ifade ediyorum.

Selâm ve dua ile sağlıcakla kalınız.

Etiketler: » »
Share
168 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?
Karabük Kız Yurdu