logo

EĞİTİM VE İNSANA YATIRIM

2019-2020 Eğitim öğretim yılında onsekiz milyon öğrenci, bir milyon öğretmen okullarına koşup derslere başlamışlardır. Yeni eğitim öğretim yılımızın, eğitim camiamızın her kademesi ve türünde görevli idareci öğretmen ve diğer personelleri ile velilerimize öğrencilerimize, ülkemize milletimize hayırlı olması temennisi ile başarılar diliyorum.

Öğrenci sayısı itibarıyla bu kadar devasa bir potansiyele sahip ülkemizde, aynı zamanda geleceğimiz için insana yapılan yatırımın ne kadar önemli ve anlamlı olduğu ortadadır. Ekonomik sosyal siyasi kültürel, her alandaki kalkınma hamlelerimizde, insan unsurunun önemini vurgulamak ve kabul etmek yeterli değildir. Bu gerçeği, yapılan plân ve programlarla ortaya koyduğumuz uzun vadeli hedeflerimize uygun olarak, ilmî bir ciddiyet ve akıllı bir teşkilatlanmayla, göstereceğimiz maddi ve manevi fedakârlıklarla fiilen ispat etmemiz gerekmektedir.

Bilgi çağı sürecini yaşadığımız günümüzde artık iyice anlamalıyız ki, “ insana yapılan yatırım, yatırımların en önemlisi, en hayırlısı ve en verimlisidir. Bilinen ve görülen şekli ile sonuçları hemen kısa vadede belli olmayan, toplumun tamamını ilgilendiren bir sahadır. Ancak kesin olarak karşımızda duran gerçek, gelişme ve kalkınmanın en kestirme yolu “ insana yapılan yatırımdır.” İnsana yapılan yatırımın temeli “ milli ve çağdaş ihtiyaçlara göre plânlanmış ve kaliteli üstün nitelikli öğretmenler eliyle yürütülen bir “talim ve terbiyedir.” Geriye dönüp baktığımızda uzun vadeli gibi görülen aslında en kısa yol olan insana yatırım politikalarını uygulayan ülkelerin en fazla yüz yıl içinde çok büyük hamleler yaparak ayağa kalktıkları bilinen bir gerçektir.

Gösteriş ve göz boyama politikalarıyla reform adı altında meseleye bakan ülkeler ise, halâ derin bir bataklığın içinde adeta debelenip durmaktadırlar. Okul açmayı bir sınıf, bir yazı tahtası bir tebeşir, okuma yazma işini sadece ilkokul seviyesinde ele alıp değerlendiren sürekli program ve müfredat değişiklikleri ile nesilleri oyalayan emek ve zaman israfına neden olan bu politikalarla nereye varılabilir?.. Lise ve üniversite konusuna girmeyeceğim. Gelişmiş ülkelerle bizim ülkemizi kıyaslamak isteyenler araştırabilirler. Yalnız söyleyebileceğim aynı fecaatı farklı boyutlarıyla üniversiteli öğrencilerimizden dinleyebilirsiniz. Üniversite öğrencilerine naçizane tavsiyem, geleceğiniz için gözlerinizi hayalinizin ulaşabileceği büyük hedeflere dikin. Kendinizi şimdiden küreselleşme sürecinin azgın dalgalarında yüzmeye alıştırıp istikbaliniz için odaklanın.

Özellikle Maarif ( eğitim ) alanındaki esef verici durumu tenkid eden, merhum sosyoloğumuz Prof. Mümtaz Turhan hocamız, garplılaşmanın neresindeyiz adlı kitabında bakın ne diyor. “İlköğretim seferberliği ile bir yere varılamaz. Hiçbir kavim İlk okuma yazma öğrenmekle ilkellikten kurtulamaz. Bütün mesele, başarılı ve verimli bir yüksek tahsil politikası ile milleti ayağa kaldırmaktır.”

Yetişen nesilleri milletin hizmetine sevk edecek olanlar hiç şüphesiz öğretmenlerdir. Her tür ve kademede görevli öğretmenler, bir ülkenin en zeki, en başarılı en çalışkan insanları arasından seçilip süzülerek çıkarılmalı, istenen nitelikte” mesleki formasyona ulaştırıldıktan sonra hizmet alanlarında görevlendirilmelidirler. Bu iş başarılmadıkça ihtiyacımız olan sistemi asla kuramayız. İşin kolayına ucuzuna ve rahatına kaçmak, gelecek yıllarda da sürekli zarar etmek, gelecek yılları heba etmek demektir. Böylelikle hem nesillerimizi hem de istikbalimiz ve istiklâlimizi kaybederiz. İnsanlık aleminde tarih boyunca büyük buluşlara imza atanlar, kültür ve medeniyet tarihinde hak ettikleri yeri bulanlar, insanoğluna faydalı olabilmek için, alın teri emek ve göz nuru harcayanlar hep büyük buluşların sahipleridir. O buluş sahipleri bu gün dahi bütün dünyada saygı ile anılmaktadırlar. İnsanlık tarihinin en çok sevilen ve saygı gören insanları her devirde ve zeminde peygamberler, ahlâk adamları ve öğretmenler olmuştur. Her toplumda şüphesiz eli öpülecek olanlar bu fedakâr insanlardır. Büyük insanlar büyük mekteplerden çok, büyük hocaların (öğretmenlerin ) eserleridir. Büyük hocalardan mahrum kalan genç kabiliyetler gelişme imkânı bulamadıkları için zamanla körelir, yozlaşıp kalırlar. Millet olarak iyi yetişmiş öğretmenleriniz hocalarınız yoksa, bütün ümitleriniz, hayalleriniz, plân ve programlarınız kâğıt üzerinde ya da dosyalar halinde, tozlu raflarda solarak kaybolup gidecektir.

Millî eğitim sistemimizde bir reform ve hamle yapmak isteniyorsa, her şeyden önce bu hareketin öncülüğünü yapabilecek öğretmenleri yetiştirmek şarttır. Böyle bir atılım için milletçe büyük fedakârlıklara katlanmak gerekir. Öğretmenlerimizin gelir düzeyi ve hayat standartları ayrı bir fecaat. Ayrıca ele alınıp değerlendirilmesi gereken hayati bir konudur diyerek ifade edebilirim. Eğitimin başarısı ile toplumsal kalkınma ve gelişmiş ülke arasında akla ve bilgiye dayalı sağlam bir bağ ve yapı oluşturulmadan, çağdaş uygarlıktan, kültür ve medeniyet hayallerimizi gerçekleştirmekten söz etmek kendi kendimizi kandırmaktan öteye bir anlam ifade etmez. Bozuk bir eğitim sistemi ile bırakın kalkınmayı yerimizde saymak bile mümkün değildir. Bir müddet sonra patinaj süresi sona erer, geri geri giderek daha büyük bir hız ve kontrolsüz şekilde çukurun dibini boylarız.

“Bilim ve teknolojinin üretimi, bilimsel bilginin dolaşımı, yaratıcı potansiyeli yüksek bireylerin yetiştirilmeleri sonucu ülkeler, ekonomik ve siyasi yönden önemli değişimlere uğramıştır. Giderek hızlanan bu değişim; başta eğitim alanında olmak üzere, ülkeler arasında sürekli yenileşme ve gelişme eğilimi, daha fazla bilgi, daha yeni teknoloji amacına yönelik sınırsız bir rekabeti de hızlandırmıştır. Hızla geçen zamana paralel olarak yeni oluşumlar, teknolojik atılımlar, eğitim sistemlerini de etkilemiştir. Eğitimin amacı, bilgi seviyesi yüksek hem bireysel hem de evrensel bir kültüre sahip, sağlıklı bir toplum yetiştirmektir. Eğitimdeki tüm yenileşme ve gelişme girişimleri, toplumun her kesiminin ilgi alanına girmektedir. Eğitim, toplumda değişmelerden sorumlu olması nedeniyle, değişime diğer sistemlerden önce uyum sağlamak durumundadır.

Bir ülkenin refah ve mutluluğu; o ülke insanlarının nitelikli kaliteli ve sürekli bir eğitim almaları ve bununla kazandıkları bilgi, beceri ile ekonomik büyümeye yapabilecekleri katkıya bağlıdır. Bunun için, sosyo-ekonomik gelişmenin en önemli itici gücü ve verimlilik artışının en önemli unsuru, toplumun eğitim düzeyidir.” Özlem ÇAKMAK.

Adem (2005)’e göre kalkınma, bireylerin refah düzeylerini artırmak amacı ile siyasal iktidarın belli ekonomik politikaları izleyerek, toplumun yapısını değiştirme girişimidir. Bu yönü ile kalkınma, hem ekonomik hem de toplumsal bir süreçtir. Çok sayıda genç insanın, kalkınan bir ekonomi ve anayasa hedefine uygun olarak yetiştirilmesi eğitimin, toplumsal, kültürel ve psikolojik etkilerinin yanı sıra, ekonomik etkisinin olduğunu gösterir.

“Günümüzde eğitimin amacı sadece okur-yazar yetiştirmekle kalamaz, aynı zamanda yaratıcı, girişken, küresel düşünüp yerel hareket edebilen girişimciler de yetiştirmek gerekmektedir. Bu nedenle eğitim kavramlarının amaçlarına yönelik eğitim reformu için kapsamlı bir kaynak tahsisi ve plan hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır. Bu planın uygulamaya konulmasında halkın desteği ve plânı anlaması, kaçınılmaz bir zorunluluk olarak görülmektedir. Bununla birlikte, endüstri, sivil toplum örgütleri, medya, okul yönetimi ve öğretmenler de buna olumlu yaklaşım göstermelidirler. Sonuç olarak ülkemizde ve dünyada yaşanan hızlı değişime uyum sağlayabilmek ve ülke kalkınmasına destek verebilmek için eğitim ve öğretim sistemi çağdaş seviyeye yükseltilerek çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Atatürk’ün bizlere gösterdiği “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” hedefimize “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” ilkesiyle varmamız mümkün olacaktır.” Özlem ÇAKMAK.

Bir ülkenin kalkınmışlık düzeyini belirlemede kullanılan en önemli ölçütlerden biri, o ülkenin sahip olduğu insan kaynaklarının niteliğidir. Ekonominin ihtiyaç duyduğu işgücünü yeterli sayı ve nitelikte yetiştirmiş olan ülkelerin, gelişmiş ülkeler olduğu görülmektedir. Buna karşılık geri kalmış ülkelerin çoğu, ekonomilerinin ihtiyaç duyduğu işgücünü yetiştirme konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Türkiye’de eğitim yatırımlarının artmasının gerekliliği, sürekli tartışılan bir konudur. Ancak eğitimde politik ve yasal anlamda gelişme çabaları sürdürülmekte ise de eğitim yatırımları beklenen düzeyde olmamıştır (Ereş, 2005)

Günümüzde ülkelerin kalkınmışlık seviyesini belirlemede kullanılan en önemli kriterlerin başında, ülkenin sahip olduğu insan kaynaklarının niteliği gelmektedir. Ekonominin gelişmesi için ihtiyaç duyulan işgücünü yeterli sayı ve nitelikte yetiştirmiş olan ülkelerin, neredeyse tamamının gelişmiş ülkeler olduğu görülmektedir. Buna karşılık geri kalmış ülkelerde, ekonomik kalkınmanın ihtiyaç duyduğu işgücünü yetiştirme konusunda ciddi ve hayati problemler yaşamaktadırlar. Ülkemizde de eğitim yatırımlarının artmasının gerekliliği, sürekli tartışılan bir konudur. Ancak eğitimde politik ve yasal anlamda gelişme çabaları sürdürülmekte ise de eğitim yatırımlarının henüz istenilen seviyeye ulaştırılamamış olması ekonomik büyümemizi de olumsuz etkilemeye devam etmektedir. AB’ye üyesi ülkeler, Türkiye’nin üye olma kriterlerini yerine getirmesini önemsediklerini ifade etmektedirler.. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamak ve AB kriterlerine uygun duruma gelmesi için farklı metotlarla çeşitli öneriler sunmaktadırlar. Türkiye’nin bu güne kadar AB kapısında bekletilmesi çeşitli bahaneler üretilerek tavır değişikliğine gidilmesi açıkça ortaya çıkmıştır. . Her türlü engellemeye rağmen AB’ye tam üyelik yolunda, insan kaynağının eğitimi ülkemiz için önemli bir adım olacaktır. Ekonomik gelişme ve kalkınmada uygulanan stratejileri, plân ve programları eğitim politikalarından ayrı olarak düşünüp değerlendirmek , bizi istenilen hedefe ve sonuca götüremeyecektir. “ Bir başka deyişle, kalkınma stratejileri arasındaki temel farklılık eğitime bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Kısacası kalkınmakta olan ülkeler, eğitim politikalarını kalkınma stratejilerinde bir araç olarak kullanmaktadırlar” (Seyidoğlu, 1993, 27).

Buradan hareketle, kalkınma ve eğitim arasındaki etkileşimin çok farklı boyutlarda ve çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu da bizlere kalkınmışlık ve gelişmişlikle ilgili birçok kriterin eğitimden etkilendiğini göstermektedir.

Eğitimin Değişim Etkisi

Hızlı teknolojik ilerlemeler ve yenilikler karşısında, bu yenilikleri kullanabilecek bilgi ve beceriye sahip işgücü yetiştirmek sadece gelişmekte olan ülkelerin değil gelişmiş olan ülkelerin de karşılaştıkları bir sorunudur. Bu sorun, doğru eğitim politikaları ile çözüme ulaştırılabilir. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de eğitimin ekonomiye etkisini incelediğimizde; Eğitimin Kalkınma Üzerindeki Etkileri konusunda, Eğitimin Değişim Etkisi, Eğitimin İstihdama Etkisi, Eğitimin Gelir Etkisi, Eğitimin Gelir Dağılımına Etkisi, Eğitimin Teknolojiye Etkisi, Eğitimin hayat Kalitesine Etkisi vb. incelenip araştırılabilir. Gelecekle ilgili beklenti ve Stratejiler buna göre plânlanıp uygulanmalıdır. Eğitimle ilgili gelişmelere ve tartışma konularına baktığımızda, eskisine oranla çok daha fazla düşünen ve kafa yoran insanların giderek artması, akademik seviyede araştırmaların yapılıp üretilen tartışılan fikirlerin kamu oyuna sunulması, ülkemiz ve toplum adına memnuniyet verici bir gelişmedir. Emeği geçenlere saygı ve şükranlarımı ifade ediyorum.

2019-2020 eğitim yılının başlamasıyla birlikte, hem kamu oyunun hem de eğitim sahasında görev yetki ve sorumluluk üstlenenlerin dikkatini çekmek adına bu yazımı eğitim konusuna ayırmış bulunmaktayım. Başta eğitim camiamız olmak üzere eğitimle ilgili olanların gerektiği gibi değerlendireceklerini ümit ediyorum. Her eğitim öğretim yılında gündeme getirilen kayıt parası bağış vb. konular bu yılda yeniden basında yer almıştır. Takib ettiğimiz kadarı ile bunların bir kısmını iyi niyet kapsamında değerlendirebiliriz. Ancak Devlet Okullarımızın ihtiyaçlarını karşılamak, öğrencilerine iyi ve kaliteli bir eğitim ortamı hazırlama konularındaki kaynak yetersizliğini görmezden gelemeyiz. Ekonomik düzeyi yeterli olanlar çocuklarını özel okullara gönderip yıllık asgari 15- 20 bin TL den başlayan ödemelerde bulunurken, devlet okullarımızda aylık 5-10 TL li bir katkı talebini sanki yolsuzluk ve usulsüzlük varmış gibi yansıtılmasının ne insafla ne vicdanla nede insanlıkla bağdaştırmak mümkün değildir. Kaldı ki bu insanların çoğunun eğitimle ilgi ve ilintisi olduğu da şüphelidir. Bu art niyetli bir yaklaşımdır. Vatandaşın devlete olan güvenini sarsmakta velileri özel okullara yöneltmektedir…

ÖZEL OKUL anlayışı ve kavramının incelenip değerlendirilmesi ayrı bir konu olduğu için burada ele almayacağım.

DEĞERLİ MEYDAN HABER okuyucuları, netice itibarıyla insan kadar çeşitli hayat kadar geniş bir alana sahip eğitim meselesi, ülkemiz için bir kalkınma ve beka meselesidir. Her konuda olduğu gibi eğitim konusunda da İlköğretimden başlayarak Üniversite düzeyine kadar tartışılıp konuşulacak, tartışılıp söylenecek, yazılıp çizilecek sayısız konu başlıkları bulabiliriz. Sevindirici olan, bizi ümitvar olmaya sevkeden, geçmiş yıllara oranla genel bütçeden eğitime daha büyük pay ayrılması, konuların uzmanlarca tartışılıp kamu oyunun bilinçlendirilmesine yönelik gayretlerin artmasıdır.

”İşleriniz iyi gidiyorsa eğitim bütçenizi iki katına çıkarın, işleriniz kötü gidiyorsa dört katına…” demiş (Peter Senge) Eğitim bütçemizin dört katına çıkarılabileceği günlerin özlemi ile sağlıcakla Allah’ a emanet olun.

Etiketler: » » » »
Share
2.816 kez okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?
karabük haber