BOŞ TARAFINDAN BAKMAK « Karabük Meydan Haber

Karabük Meydan Haber

BOŞ TARAFINDAN BAKMAK

Bu haber 11 Ocak 2021 - 15:27 'de eklendi.

Bu yazımın başlığı ‘Boşluklarımız’ da olabilirdi değerli okuyucularım. Yine bir ilginçlik olsun diye bazen uzun başlıklar atıyorumdur belki de.

Hayatın temel kurallarından biri de hayata ya da bir olaya ya da çoğu başımıza gelene dolu tarafından bakmak, pozitif düşünmektir. Şimdi internette izlediğim bir belgeseli izleyerek bu okuduklarınızı yazıyorum. O bana verdi bu ilhamı.

Hikâyeyi bilirsiniz: Adama sormuşlar önündeki yarıya kadar suyla dolu bardağı göstererek: Bu bardakta ne görüyorsun? Tabi ki de bazımız doğal olarak bardağın yarısı dolu diyoruzdur. Bazımızsa bardağın yarısı boş da diyebiliriz.

Şimdi pozitif bakış açısı bardağın yarısı dolu çok şükür demek midir? Ben öyle düşünmüyorum, en azından bu ‘The-Minimalists-Less-is-now’ adlı belgeseli izlerken bu düşüncedeyim.

Belgesel film iki arkadaşın tanışmasıyla başlıyor. İsimlerini yazmıyorum. İnsanların sosyal medya yoluyla nasıl alışveriş ya da satın alma duygularının tetiklendiğiyle gelişiyor. İnsanların yaşadığı yerleri, ihtiyacı olmadıkları ya da sırf sahip olma duygusunu tatmin için aldıklarıyla doldurduklarından dem vuruyor.

Kahramanımız annesinin evine gidiyor ve evin annesi tarafından nelerle istiflendiğini ve doldurulduğunu anlatıyor. Ortalama bir Amerikan evinde 300 bin kadar eşya olduğundan bahsediyor minimalist belgeselimiz. Hatta bir kutuda kendisine ait eski defterlerini ve notlarını buluyor. Adamımızın buradaki vurucu cümlesi şuydu: ‘Our memories are not in our things.’ ‘Anılarımız eşyalarımız değildir. Onlaindanr bizim içimizdedir.’ ‘Annemin eşyalarına yeni bir ev buldum’ cümlesi gayet vurucuydu. Bazılarını da satıp hastaneye ya da hayır kurumlarına bağışlamış. İlk 30 gün boyunca evimden, arabamdan atabileceğim eşyaları attım ve hayatıma değer katanları bıraktım diyor kahramanımız. Belgeselin sonunu anlatmıyorum izleyesiniz diye

Hayatta doluluklar kadar boşluklar da önemlidir. Bazen boşlukları yaşamak gerekir. Mesela Aleyhissalatu vesselam Efendimizden bir örnek vereyim. Onun da vurucu cümlelerinden biri de yemek tarzıyla alakalıdır bilirsiniz. ‘Yemek yediğinizde midenizin üçte birini yemekle, üçte birini suyla, diğer üçte birini de havayla doldurun. Yani karnımızın 1/3’ünü boş bırakmalıyız. Alın size çok gerçekçi bir bakış açısı ve minimalist bir yaşam. Gerçi günümüz bakış açısıyla değerlendirdiğimizde pek geçerli değil ama olsun. Tedbir ve tarz bellidir.

Evet, şehir hayatımızda da yapmış olduğumuz takdirde çok rahatlayacağımız bazı öneriler sunmak istiyorum. Genelde çözüm önerisi sunmam ama bunlar da benim bakış açım olsun.

Mesela apartman kültüründen vazgeçmeliyiz. Tek katlı bir alanı 5-10-15 katla doldurmamalıyız. Her evin bir bahçesi olmalı, en azından evimizin etrafı gezebileceğimiz boş alanlarla güzelleşmeli. Dikey mimari yanlış bir bakış açısı. Sırf daha çok kişiyi şu kadar metre kareye doldurma çabasıdır. Bunu Avrupa’da ve özellikle ABD’de çözmüşler bazı kentlerde. Filmlerinden de görmüşsünüzdür.

TRT’nin şahane projelerinden biri de bu konuda dostlar. ‘Fazlası Zarar’ isimli program. TRT-1 ekranlarında izliyoruz. Gereksiz eşyaları değerlendirmekle alakalı bir yapısı var. Tebrikler.

İnsanlar da anılarını unutmamak için yazarlar. En azından 15 yıldır yazan birisi olarak bunu söylüyorum. Bazı şeyler unutulmalı. Ve hayatımızın o kısımları boş bırakılmalı. Burda da boşluğun hayatımızdaki rahatlatan kısmını fark ediyoruz. Bazı şeyleri yaşamak için yaşamımızı gereksiz doldurmalarla dolduruyoruz tıpkı gereksiz, kullanılmayan şeyler gibi.

Fazla kilolara da böyle bakıyorum dostlar. 95 kilo olan bir insan 80 kilo olabilir. Bu şekilde fazla olan 15 kiloyu boşaltarak kendine harika bir boşluk kazandırabilir.

‘Boşluğa düşmek’ kavramına bakmamak da olmazdı burada. İnsanlar neden bazı zamanlarında ve yaşantılarında boşluğa düşerler? Belki de yeterince hayatlarını boşaltmadıkları içindir. Olmaz mı? Hayatımızı fazlalıklarla doldurursak bize ve gerekliliklerimize yer kalmaz belki de. Belki de çözüm hayatımızda gereken yerlerde bazı boşluklar bırakabilmemizdir. Örneğin bir ressam düşünün. Resminde hiç boşluk bırakmayan cinsinden. Olur mu sizce? Bir ressamın bile o güzelim tablosunda boşluklar bırakması gayet doğaldır. Bazı değerleri o şeyin içindeki veya dışındaki boşluklardan görebiliriz belki de. Belki de o bize bunun farkındalığını yaratır.

Ümit Hocam şu boş vakit meselesine nasıl bakıyorsun diye sorduğunuzu duyar gibiyim. İnsanın boş vakti olmalı. Bu daha gerçekçi geliyor insana. Hepimiz insanız. Sosyal ilişkilerimizde de boşluklarımız olmalı. Gereksizleri hayatımızdan çıkarmalı, bize anlam katan ailemizle, yakın akrabayla ya da komşularla ve de samimi dostlarla hayatımızı doldurmalıyız. Her cuma namazında duyuyoruz, fakat anlıyor muyuz? Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O düşünüp tutasınız size böylece öğüt verir (Nahl Suresi 90. Ayet).

Artık bir şeye “Boş tarafından bakmak, o şeye hoş tarafından bakmaktır.” diyorum.

İhtiyaçlar “Harca harca bitmiyor” maalesef.

Ne demişler atalarımız: “Azı karar. Çoğu zarar.”.

Belki de; Az çoktur, değil mi?

 

Satılmış Ümit Çetinkaya

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni

7-8 Ocak 2021

umitsat78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.